Kemal Yıldırım
Ben güzele güzel demem... Güzel ne güzel olmuşsun... Güzeller içinden bir seni seçtim... Say sayabildiğin kadar, güzellere methiye biter mi? Her ne kadar Veysel Babanın “Güzelliğin on para etmez...” ya da Ankara’nın “Güzeli söyletirler, çirkini oynatırlar...”ı ezber bozsa da... Hadise “güzellik” olduğuna göre, “Fidayda” bize rehberlik edebilir. Ama ufak bir değişiklikle: “Güzeli söyletirler, çirkini bekletirler...”
*** Efendim, Amerikan Newsweek dergisi, güzellerin “işi” yolunda mı değil mi. diye merak etmiş. İşverenlerle ahalinin kapısını tıklayıp bir anket kotarmış. Anket, güzel kadınların ve yakışıklı erkeklerin iş dünyasında “çirkin” hemcinslerine oranla daha avantajlı olduğunu göstermiş. İşte “Güzellik avantajı” başlıklı makaleden satır başları... * Yakışıklı erkekler, diğer hemcinlerinden ortalama yüzde beş, güzel kadınlarsa “çirkinlerden” yüzde dört daha fazla maaş alıyor.
* Yakışıklı bir erkek, kariyeri boyunca “daha az yakışıklı” meslektaşlarından ortalama 250 bin dolar daha fazla kazanıyor.
* Kadınların yüzde 13’ü, erkeklerin yüzde 10’u “işyerinde avantaj sağlayacaksa” estetik yaptırmaya sıcak bakıyor.
* Yöneticilerin yüzde 57’si, nitelikli ancak güzel olmayan bir adayın işe alınmakta zorlanabileceğini söylüyor.
* Yöneticilerin yüzde 61’i, kadınların işyerinde vücut hatlarını gösteren kıyafetler giyerek avantaj elde edeceklerini düşünüyor.
* Şişman kadınların yüzde 60’ı, şişman erkeklerin yüzde 40’ı işyerinde ayrımcılıkla karşılaştıklarını söylüyor.
* İşverenlerin yüzde 59’u, adayların özgeçmişe harcadıkları parayı dış görünüşlerine de harcamalarını tavsiye ediyor. Ve ilginçtir, bebekler bile “güzellerin” yüzüne daha uzun süre bakıyormuş.
*** Mevzu “tatsız” olunca Silivri’de mini bir zirve düzenledim, bizim “ünlü!” barakanın balkonunda... Biz bıyıklılar bir masaya kurulup “pis yedili”, Hanımefendiler de diğer masada “pişpirik” oynarken konuyu tartışmaya açtım! İlk fikir beyanında bulunan mali müşavir Şevket Bey oldu, “Köy de keyif de onların” dedi. Malatyalı Aydın’a baktım, fikri yokmuş gibi davrandı. Gurbetçi Erol, “Saygı duymak lazım” dedi. Beylerin niyeti belli olunca Hanımlara döndüm. Tekstilci Banu “Bizim kurumda öyle bir kıstas söz konusu olamaz” diyerek sert çıktı. Acı biber tutkunu Nurten ise veciz bir kelam etti: “Her kadın güzeldir...” Noktayı da benim 37 yıllık kaşık düşmanım Sariye Hanım koydu, “N’oldu kemer deste bellerin hani...” diyerekten. Galiba, Sefil Baykuş dizeleriyle “güzelliğe” bi “güzelleme!” gönderdi!
PARDON DEDUK!
Duyduk ki yiğit kısmı “feminen” detaylar taşıyan tayt, transparan gömlek, mavi takım elbise ve göbeği açıkta bırakan kısa üstler giyecekmiş. Haliyle yaşam koçum “Temel”i arayıp, “Aga, bu hal ne haldır” dedim. Bu kez kemençe yerine divan sazıyla yol gösterdi... “Deveyi tuz öldürür/ Kebabı köz öldürür/ Yiğidi kılıç kesmez/ Çatlak moda öldürür...”
|