Seçimde oylanan sadece parti ve aday propogandaları değildi kanımızca
Barbaros Devecioğlu Kibirlilik ve kendini bilmezliğin sonuçları asıl olarak pusulalara yansıdı. Liberal ekonomi standartlarının memleketin muvazenesini bozmasıyla başlayan arızalar arasında bugün en çok dikkat çekenlerden biri, her nedense her şeyin olduğu gibi kalacağı, hiçbir zaman değişmeyeceği üzerine kurulu devasa bir kibir inşaatı. Her ne kadar en ağır ve iddialı liberal düşünce formülleri komple yerle bir olmuşsa da, faydacı zihniyetlerin zamanında sahiplendiği bütün kendini bilmez içeriğe sahip özlü sözler ve onların dahilindeki fikirler hâlâ egemenliğini sürdürüyor. Hırs, açgözlülük ve benzeri vaziyetlerin 80’lerden beri tüm dünyada olduğu gibi bizim memlekette de bir nevi kıymet sayılması, aksi düşünenlerin aptal yerine koyulması, nasıl ve hangi koşullarda olursa olsun, ama zenginlik olsun fikri en azından son otuz yıldır asla iktidardan düşmedi. Tabii zenginlik ve para eşit koşullarda dağılmadığı için bu acayipliğin bir nihayete varacağı söylenmese de bilinmekteydi. Sonunda beklenen kriz patladı ve zenginlik, kibir ve ihtişam köpükleri arasında kaybolmuş hakikatler ortaya çıkmaya başladı. Ve bu durumun sonuçları yavaş yavaş da olsa memlekete sirayet etmeye başladı. Hiçbir şeyin asla değişmeyeceği hatta son yıllarda süregelen durumun daha iyileşerek ileriye gideceği düz hesabını yapanlar görüldüğü gibi yanıldı. Ama kibrin ve kendini bilmezliğin dört nala koşusu hâlâ devam ediyor. Gerçi briyantinli saçlı ekonomi uzmanlarına göre “dip göründü şimdi ileriye hareket olacak” diyorlar yani hesapta durum düzeliyor. Yunanistan ve Fransa’daki halk hoşnutsuzluğu Öte yandan tarihin en büyük ekonomik daralması esnasında yine aynı uzmanlar “bize bir şey olmaz biz kuvvetliyiz” diyebilmişlerdi. Öte yandan memlekette herkes her şeyi söyleyebiliyor başka. Sonra kimse dönüp “sen böyle deyip bizi yanılttın” demiyor, bir hesap sorma kurumu mevcut olmadığı gibi, liberal düşünce zihniyetinin düşünce bazındaki kendini bilmezliği terbiyesizlik hudutlarına varabiliyor. Piyasa düşüncesinin hakikat üzerine serdiği akıl durdurucu perde yavaş yavaş kalkıyor. G 20 toplantısından çıkacak sonuçlar, belki unuttuğumuz kadar uzun zamandır ilk kez serbest piyasa üzerinde birtakım denetim mekanizmalarını doğuracak. Bu palyatif düzenlemeler dünyanın çeperinde şimdiye değin devam etmiş olan hayali zenginliğe büyük bir darbe vuracak. Daha şimdiden Avrupa Birliği içinde yabancı işçiler ve kapatılan fabrikalarla ilgili büyük görüş ayrılıkları ortaya çıktı. İşsizlik ve daralma devam ettiği müddetçe Avrupa’nın birlik ile alakalı sorunları artacak gibi görünüyor. Halkın hoşnutsuzluğu Yunanistan ve Fransa’da görüldü. G 20 toplantıları esnasında Londra’da yaşanan sokak savaşları “Poll Tax” (kelle vergisi) numayişlerinin dozunu ve kuvvetini aşıyor. Avrupa ufak ufak sokağa dökülmeye başladı, “bankerlerin yediği haltı biz temizlemeyiz” sloganları geçen seneye kadar işi gücü olup şimdi ise evde oturanları, sokaklara taşıyor. Yeni piyasa denetim modelleri işsizlerin ve fakirlerin öfkesini yatıştırmaya yetmeyecek. Bu zaman zarfında memleketimizde efendiliğin bir miktar da olsa kaybettiği itibarını geri toplaması mümkün. Kanımızca piyasa ve kibir (biraz zaman da alsa) beraberce çöp sepetine gidecek.