Anasayfa
   Arama
   Yazarlar
Aydın Ayaydın
Bülent Korman
Cem Ceminay
Deniz Güçer
Deniz Uğur
Dilek Önder
Dr. Özlem Cankurtaran
Dr. Seyfullah Dağıstanlı
Dr. Uygar Özesmi
Dr. Yasemin Bradley
Elif Ergu
Engin Akın
Güncel
Güney Öztürk
İclal Aydın
Kemal Yıldırım
Leyla Umar
Mete Tansu
Mutlu Tönbekici
Müge İplikçi
Okay Gönensin
Ömer Özgüner
Reha Muhtar
Sanem Altan
Selahattin Duman
Süha Derbent
Şule TÜRKER
Teoman Hünal
Yusuf Demir










 
Karanlık resimler
İnsanın kendinden daha ileride, daha inkişaf içinde ruh hastalarıyla karşılaşması gayet şaşırtıcı hatta korkutucu bir tecrübe

Barbaros Devecioğlu

Öte yandan koskoca memlekette sadece liberal entelijansiyanın mevcut vaziyeti sağlıklı ve olumlu görüyor oluşuna bakarak, bu işte bir yanlışlık var, herkes birden hasta olamaz da diyebilirsiniz.
Şahane bir öğle rakısı atmosferinde mevzunun, genetiği değiştirilmiş tohumlar ve kök hücre araştırmalarına gelmesi dünya nüfusunun büyük çoğunluğu için ciddi bir ruhsal arıza işareti anlamına geleceği çok açık. Ancak pozitif bilimlere olan saygımız, kavruk olmaktan gelen ve doğduğumuz muhitte okumuşlara gösterilen hürmetin önemi ile büyüdüğümüzden olsa gerek “Efendi gibi memleket meselesi konuşalım, bırakalım bunları” diyemedik. Üstelik bu muhabbeti kara saçlı bir kadın yapınca insan ister istemez dinlemek mecburiyetinde. Fakat birkaç dakika içinde tamamen gönülsüzce dinlediğimiz laflar adeta etrafımızda karanlık ağlar örmeye başladı. Onun kelimeleriyle anlatamasak da, kara saçlı kadın şöyle bir tablo çizdi:
Genetiği değiştirilmiş ürünler
“Bilindiği gibi gezegenin tamamında çeşitli üçkağıtlarla, işbirlikçi iktidar destekleriyle ve sayısız başka manivelayla yakın bir gelecekte tarımsal üretimin tamamı dev uluslararası tarım tekellerinin hakimiyetine geçirilmeye çalışılıyor. Doymak bilmez kâr ve hegemonya güdüsüyle genetiği değiştirilmiş ürünler ile ilişkili bilgiler, araştırma sonuçları hep ticari sır içerdiği nedeniyle gizli tutuluyor, zaten patent yasaları da bu durumu destekliyor. Sonuç olarak bu ürünlerin, kısa uzun hangi vadede insanlık üzerinde ne gibi etkileri olduğunu bilmiyoruz. Burada ağır bir vurgu yapıp, ama bu kadar sıkı korunan bilgilerin iyi veyahut olumlu sonuçlar içerdiğini düşünmek zor” dedi. Sonraki cümlelerin iyi bir şey taşımayacağının biz masadakiler hissettik ama bilime saygımız sonsuz hiç konuşmuyoruz, susuyoruz. O devam etti, “Benin kanımca devasa bir köle ordusu yaratmak istiyorlar, yaşamak için gereken en az oranla beslenen, sadece küçük bir azınlık için çalışan onların ihtiyaçları için gerekli malları üreten bir devasa köle topluluğu. Çeşitli genetik uygulamalarla, genetiği değiştirilmiş virüslerle akli melekelerinin bir kısmını yitirmiş olacaklar, durum tespiti yapamayacaklar. İçinde bulundukları vaziyeti doğal ve verili bir durum olarak algılayacaklar. Hatta buna dair ritueller geliştirecekler. O esnada biz sorduk “Bu vaziyete gelene kadar hiç kimse mi baş kaldırmayacak.” Ona da anında cevap verdi: “Bu tipte muhalif davranışlar ya da kalkışmalar bunları gerçekleştirenlerin genetik yapısına göre davranabilen ve laboratuvarlarda geliştirilmiş süper akıllı virüslerin saldırısına uğrayacak ve tedavisi imkansız ağır salgın hastalıklarla yok olacaklar.” Bu noktada öğle rakısının bütün şahane hissi buhar olup uçtu. Fakat zannetmeyin ki mevzu bitti. Daha devam ediyor. “Bu plan aslında iki aşamalı” dedi kendisi. Üzülüyoruz onun için ama söyleyemiyoruz. “İkinci aşama” diye devam etti:
Kök hücreler ve ölümsüzlük
“İkinci aşama kök hücre çalışmalarıyla alakalı. Kök hücreler sayesinde ölümsüzlüğe ulaşmak istiyorlar. Sonsuz hırsın vardığı nihai aşama olarak hiç ölmeyeceğini düşünen Roma İmparatorları gibi yaşamak istiyorlar. Dünyanın büyük bir bölümü devasa plantasyonlara dönüşmüş olacak, onlar ise yarattıkları zenginliğin kendilerine ölümsüzlük sağlaması gerektiğine inanan ve bunu şiddetle hakettiklerini iddia edenler.” Sonra lafını bitirdiğini anladık ama orada bir boşluk oldu. Biz bir idrak güçlüğü yaşadık. Hiç yorum yapmadık. Masadan kalkarken ruhsal tahribatın boyutları üzerine birtakım gizli ve karanlık laboratuvarlarda ne gibi araştırmalar yapıldığını düşünüyorduk. Belki de memleketin geleceğinin karanlık görünümü, belki de bilim ve insanlık arasındaki alakayı, ölümsüzlük ve sonsuz hırsın bu konuya olan direkt temasının doğurabileceği korkunç ihtimaller yüzünden olsa gerek öğle rakısının bütün güzelliği çoktan tarih olmuştu. Oysa ki en az birkaç saat daha devam etmeliydi.



19.04.2009
 
 
 OKUYUCU YORUMLARI Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 

Yazarımızın Diğer Yazıları

 Suyun kenarında hakikatı beklemek  (20.12.2009)
 Lexus ve zeytin ağacının sırrı  (05.12.2009)
 Zihin açıcı Abel Ferrara filmleri  (29.11.2009)
 Piyasanın sıkıntısı: Otoriter mi serbest mi?  (21.11.2009)
 Zahiri hakikat makineleri  (01.11.2009)
 Bünyeye göre haber dönemi  (25.10.2009)
 Freak Brothers Toplu eserler  (11.10.2009)
 Eski zaman canavarı ve ölümsüzlük  (04.10.2009)
 Onlar ölümsüz, biz sefil...  (27.09.2009)
 Demokrasinin geleceği  (20.09.2009)
 Rasyonel düşünce ve makineler  (06.09.2009)
 Makinedeki hayalet  (30.08.2009)
 Makinelerin gücü  (23.08.2009)
 Gelecek nasıl şekillenecek?  (16.08.2009)
 Kelimelerin sihri  (05.07.2009)
 İnsanlık ve bilimsel ilerleme  (28.06.2009)
 Vicdan problemi  (21.06.2009)
 Barbaros Devecioğlu  (14.06.2009)
 Açık kaynak travması  (31.05.2009)
 Yeni bir memleket inşa etme çabası  (24.05.2009)
 Geleceğin makine kırıcıları  (10.05.2009)
 İnsanlık nasıl yoldan çıkar?  (03.05.2009)
 Macera ve heyecan dolu bir gelecek  (26.04.2009)
 Karanlık resimler  (19.04.2009)
 Kapitalizm’in kötü tohumları  (12.04.2009)
 Efendiliğin ayak sesleri  (05.04.2009)
 iPhone yahut sosyalizm  (22.03.2009)
 Friedman gazı...  (08.03.2009)
 Vaziyet karışık  (01.03.2009)
 Tehlikeli arabalar ve hayat tarzları  (23.02.2009)

 

Gazetevatan.com Portalları bizeulasin@gazetevatan.com | Vatan Fax: 0212 505 60 09
-Ünlü Ansiklopedisi
-Top 100
-Foto Galeri
-Video
-Hava Durumu
-Yol Durumu
-Mailbox
-Otostop
-Sinema
-Astroloji
-Oyun Parkı
-Bulmaca
-EmlakVatan
-Vatan Enuygun
-Vatan Eğitim
-Tekno Park
-Net Tribün
-Vatan İddaa
-Şöhret Avcısı
-Oto Avcısı
-Neydim Ne Oldum
-Tipin miyim?
-Şirin miyim?
-Yarışsana
-Blog
-Son Dakika
-Gündem
-Siyaset
-Dünya
-Ekonomi
-Yaşam
-Spor
-Magazin
-Medya
-Yazarlar
-Foto Belgesel
-Garip ama gerçek
-Sağlık
-Teknoloji
-Konut&Emlak
-Otomobil
-Karikatür
-Finans
-Bugünkü Vatan
-Tüm manşetler
-Yazarlar
-Şehir Rehberi
-Bizim Kahve
-Pazar Vatan
-Vatan Kitap
-Promosyon
-Künye
-Fortune
-Madame Figaro
-inStyle
-Boxer
-inStyle Home