Mevcut zaman içinde insanın insanlıktan çıkması yahut da çıkmasa bile zihnen bu fikri doğru ve ilerlemesi gereken yön olarak belirlemesi bazı göstergeler açısından bakıldığında çok daha kolay...
Barbaros Devecioğlu
Bundan yirmi kusur yıl önce hatta belki biraz daha gerilerde ehliyet almak için sürüm sürüm süründüğümüz zamanlarda, nihayet çok yapraklı ehliyeti alıp sevindiğimizde bizi bekleyen bir araba yoktu. Pederin koldan vitesli opel olimpiya’sı kapıda dururdu. Ancak koldan aparatı o kadar sefildi ki, vites değiştirmek (hiç bilmemekle beraber ancak öyle olur sanıyorum) süper tankeri acil durum var diye durdurabilmek kadar imkansızdı. Haftada bir mahalleden geçen bir Mercedes veya yaz geldiğinde Almancıların bizim muhitte görülmeyen, görülmemiş arabaları dışında ehliyet almış olmanın kıymeti harbiyesini idrak etmek zordu. Gerçi ehliyet almak başlı başına bir savaş kazanmak gibi telakki edildiğinden kimse arabaları pek de iplemiyordu başka. Aradan geçen uzun zaman zarfında memleketçe ilerledik, zenginleştik. Bazıları, diğerlerinden çok daha fazla zenginleşti, her ne kadar göstermiyor olsak da nitekim bir çoğumuz acayip fakirleştik. Eskiden zenginlik bu kadar göz önünde olmadığından, belki de o zaman aklımıza gelmeyen şeyler şimdi her adımda karşımıza çıkıyor olduğu için midir (bilmek güç) bir yoldan çıkma arzusu zaman zaman yuvalandığı karanlıktan çıkıp kendini gösteriyor. Bizim bildiğimiz hayat değil Bir test sürüşü (ne demekse) nedeniyle çok pahalı bir arabayı kısa bir süre de olsa kullanmak, insanı nasıl yoldan çıkarabilir gördük hatta bizzat bu hissi test etmiş olduk, arabayı değil. Bu bir araba filan değil, adeta bir hayat tarzı başlığını atabilecek kadar sefil olmamıza ramak kaldı. Orada durduk ancak bu insanı kurtarmıyor. Zannımca o deri koltuklar için bir çiftlik dolusu sığır telef edilmiş ve birtakım adını telaffuz edemeyeceğimiz uzak yerlerde yaşayan yaşlı kadınlar o derileri elle dikmişler. Kapıyı açtığınızda burnunuza şiddetle çarpan ve çoktandır unuttuğunuz ağır bir hakiki deri kokusu size dünyada hayat olduğunu hemen hatırlatıyor. Gerçi o hayat bizim bildiğimiz bir hayat değil belli ki. İnsan daha o noktada yoldan çıkmaya başlıyor. Sadece zenginler ne alacağını bilsin, sakata gelmesinler ya da yeni zenginler (eski para değil yani) için kılavuz türünde çıkarılan dergilerin sebebi harbiyesini insan bir anda idrak ediyor; hakiki derinin kokusu fantastik romanlardaki gerçeklik iksiri gibi ve üstelik bu koltuklar konuşuyor, derinin kalitesinden mi yoksa elde atılmış dikişlerden mi bilinmez ama konuşuyorlar “money talks shit walks.” Biz böyle diyoruz ama koltukların dili konusu biraz tartışmalı, biz kavruklar tercümesinin sebebi, tahminen normal koşullar altında bu arabayı ancak vale memuru kimliğiyle kullanabileceğimizden olsa gerek. Bir kendini bilmez bu konuşmayı “çalış senin de olur” diye çevirmeye çalıştı fakat anında Thor’un bütün yıldırımları kafasına indi ve o da hemen sustu. Çünkü olmaz vaziyet aşikar, 300 yıl filan çalışmak ve hatta biriktirmek lazım. Ama bu da bir yoldan çıkma emaresi. Arabanın olağandışı güzelliği insana hayaller kurduruyor, mesela çalışırsan senin de olur lafını mucizevi bir şekilde manalı hale getiriyor. Kapıyı kapatıp arabadan uzaklaştığınızda bu sihir kayboluyor tabii. Araba tamamen bencil, hatta terbiyesiz onun yakınından bile geçemeyeceğinizi anladığında anında uzuyor. Ama yine de insan yoldan çıkabilir, terbiyesizleşebilir, kendini bilmez birine dönebilir. Sonuç itibariyle sokakta bu tip arabalardan görürseniz ve insanlığınızı korumak istiyorsanız onlara üç metreden fazla yaklaşmayın.
|