Değişim, yenilik ve reform kelimelerinin otomatik olarak olumlu bir anlam ifade etmesi, üstelik bu bunları kendilerini anlamlandıran tarihsel çerçevelerden sıyırıp sanki bunlar birlikte kullanıldıkları diğer kelimeler ve bu kelimelerin oluşturduğu ifadelerden tamamen ayrı ve bağımsız bir varlıkmış gibi gösterildiği zaman, karşımıza çıkacak şeyden kesinlikle şüphe duymamız gerekir
Barbaros Devecioğlu Nitekim tarih bize bunun bir çok örneğini gösterdi. Eğer bu üç kelime sık sık kullanılıyor ve yine bu üç kelimenin işaret ettiği vaziyetin olumlu olduğu varsayılan sonuçları toplumda net bir hedef göstermiyorsa şayet yine tarihin bize gösterdiği gibi bu üç kelimeyle şekillendirilmiş fikir külliyatı toplumun çoğunluğunu oluşturan kalabalıkların aleyhine çalışacak mekanizmaları yağlamak için kullanılıyordur. Genelikle hakikatler bu sihirli sözcüklerin ardında sinsice bekler ve zamanı geldiğinde yine sihirli ama belki de daha az sihirli başka sözcüklerle paket edilip adeta görünmez uçak gibi toplumun semalarında belirirler. Özgürlük ve bilinmeyen bir gelecekten umulan fırsatlar bizi sürekli bir hayat gailesi içinde çırpınmaya zorluyor. Uzunca bir süredir değişim, yenilik ve reform laflarının sıkça edildiği bir dönem hüküm sürüyor. Küresel krizin tahrip edici dalgaları memleket kıyılarına ulaştığından beri bu laflar az da olsa kıymetini yahutta itibarını kaybetti ama hala bir itici güce sahipler. Ancak bu ne kadar sürecek belli değil. Hiç bir toplumsal mutabakat olmadan gerçekleştirilecek değişim ve reformların kimin işine geleceği ve nasıl işleyeceği çok meçhul bir konu. Beklenen kriz şayet gecikseydi ya da söylendiği gibi buradan geçmeseydi toplumsal mutabakat ihtiyacı hiç hissedilmiyebilirdi. Fakat arzuların aksine kriz burada ve her geçen gün etkisini arttırarak sürdürüyor. Tohum Yasası gerçeği Değişim, reform ve yenililer geniş kitleleri nasıl etkileyecek, onlar için aslında neler vaadediyor. Asla bu konuda net bir fikir sahibi değiliz. Sadece bazı laflar etraflarında bir hare oluşturularak ve alabildiğince yüceltilerek hababam tekrar ediliyor. Bu hayhuy içinde bu ay parlamentoya gelecek tohum yasası taslağı büyük bir ihtimalle sessizce yasalaşacak. Bu kanunun parlamentodan bir önce geçmesini isteyen dev tarım tekelinin neden ısrarla bu kanunun geçmesini istediği yine görünmez bir perde arkasında kaldı. Şu anda Türkiye’de hangi tarım ürünleri genetiği değiştirilmiş olarak piyasaya sürülüyor belli değil. Kanun geçtikten sonra ne olacağı ise tamamen bir muamma. Bu kanun ve onu izleyecek benzer uygulamalar da korkarız ki reform ve yenilik sınıfına giriyor. Bir değişimin yaşandığı kesin ancak bunun halkın yararına olacağını söylemek mümkün görünmüyor. Genetiği değiştirilmiş gıdadan sonra sırada içme sularının özelleştirmesi var. Eğer yenilik, değişim ve reform buysa vay halimize.