İkinci savaşın bitimiyle birlikte çoğunluğunu Avrupa göçmenlerinin oluşturduğu bir grup bilim adamının tasarladığı bilgisayar projeleri pratiğe geçmeye başladı
Barbaros Devecioğlu Devasa boyutta bir hesap makinesi olarak adalandırılabilecek ENIAC ve ardından ilk kez insanoğlunun program yükleyebildiği makine olan EDVAC inşa edildi. Geçen 60 yıllık süre boyunca bilgisayarlar muazzam işlem gücüne ulaşırken boyları da küçüldü. Bu süre zarfında yaşanan teknolojik gelişme ve bilimsel ilerleme, 1960’lı yılların sonundan bu yana birçok düşünür ve yazarı insanoğlunun makineyle olan ilişkisini ve bu ilişkinin geleceğinin nasıl şekilleneceğini düşünmeye zorladı. Ama makinelerin gelişmesinin ve bu konuda fikir ileri sürenlerin sosyal alandaki olmasını öngördükleri ya da arzu ettikleri ilerlemenin neredeyse tamamı sadece teoriden ibaret kaldı. Başka bir deyişle insanlık büyük bir refah ve insan gibi yaşama evresine gelemedi. Ancak gelişen makineler sayesinde ilave değer yaratıldı. Bugün ilk çalışan bilgisayar modellerinden bu yana yaklaşık 60 yıl sonra temelini canlı organizmaların oluşturacağı bilgisayarlar üzerine hararetli çalışmalar yapılıyor (bakınız Ehud Shapiro ve Yaakov Benenson’un DNA bilgisayarları). Bu alanda kaydedilen gelişmeler Ray Kurzweill gibi futuristleri “insanlığın geleceği” konulu ve aslen insanın yok olmasını ön gören zaman tabloları oluşturmalarına yol açtı. Her ne kadar bu zaman tablosunun bir adet de iyimser versiyonunun olmasına karşın, asıl dikkat çeken ve hatta Kurzweill’e büyük bir üniversitede kürsü kazandıran, çizdiği tablonun kötümser yanı. Kurzweill’in kötümser tablosunun yansımaları kitaplar, çizgi romanlar ve sinema filmlerinde bolca kullanıldı. Makinelerin egemen güç olduğu ve insanlığın köleye indirgendiği bir dünya modeli hem hakiki korkuların ideolojik katalizörü ödevi görürken hem de 1960’larda başlayan post endüstriyel toplum ve makine ilişkisini konu alan ideolojinin ve tarihin sonu fikrinin 180 derece yön değiştirmiş hali olarak belirdi. Sistem, makine kırıcısı oldu Rasyonel bir düşünce kapasitesine sahip makineler inşa etme fikri ya da makinelerin rasyonel düşünceye çıkan modellemeler yapabilmesi ihtimali sistem için belli ki tehlikeli bir vaziyet yaratıyor. Örneğin bütün dünyayı tehdit eden öldürücü salgın hastalıklar, küresel açlık ve küresel ısınma konusunda yapılan modellemeler son derece korkutucu, ancak gerçekten işe yarayacak önlemler alma konusunda elle tutulur bir ilerleme görülmüyor. İmal edildikleri günden bu yana makineler üretim standartlarını ve miktarını ciddi biçimde etkilediler ancak aşırı üretimin sebep olduğu krizler aşılamıyor. Öte yandan “açık kaynak” yazılımları, copy left, creative commons benzeri girişimler giderek daha fazla sayıda kullanıcı ve yandaş buluyor. Eğlence ve medya endüstrisi gelişen duruma uygun ama sistem içinde model oluşturamadığı için şimdilik sıkıntılarını sürekli özgürlük kısıtlayıcı yasalar çıkartarak ertelemeye çalışıyor. Bu duruma makinelerin ve yazılımın gelişmesi aslen sistemi hazırlıksız bir anında yakaladı da denilebilir. 1970’li yılların süper olumlu gelecek resimlerinin, yakın zamanlarda simsiyah distopyalarla yer değiştirmesi bu kez sistemin bizzat makine kırıcısına dönüşmesi sonucunda oluştu.