



|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Onlar ölümsüz, biz sefil... |  |
Barbaros Devecioğlu
Batı dünyasında geleceği teşhis etme ve ona uygun plan proje hazırlamakta olan modern zaman sihirbazları arasında en ünlüsü ve en itibarlısı sayılan Ray Kurtzweill, hafta içinde bir Britanya gazetesine “Ölümsüzlük 20 yıl içinde mümkün” şeklinde gayet arıza bir açıklama yaptı. Nanoteknoloji alanında yaşanan gelişmeler ile suni organların ve nanorobotların, vücudumuzdaki organik materyallerin yerini alacağını ve bunların da eskime ve aşınma gibi problemleri olmayacağından bu sayede ölümsüz olacağımızı iddia etti.
Kurtzweill, nihai olarak insan ve makinenin kaynaşacağını iddia eden ve hatta bu konuda bir zaman çizelgesi bile çıkarmış olan mühim bir kişi. Çoçukluğundan bu yana sayısız icat yapmış, bir dönem Amerika’da geleceğin Einstein’ı olarak adlandırılmış, ama sonra her ne hikmetse insanlıktan umudunu kesip rotayı siborglara çevirmiş, önemli bir üniversitede kürsü sahibi bir gelecek kahini.
61 yaşındaki Kurtzweill’in ölümsüz olma arzusu anlaşılabilir bir durum olabilir ancak ona gösterilen kıymet ve ilgiden görüldüğü kadarıyla ölümsüzlük düşü Batı’nın en yüksek binalarının tepelerindeki devasa toplantı odalarında bir opsiyon olarak tartışılıyor ve heyecan yaratıyor. Kanımızca aşırı üretiminin yarattığı default arızanın son ve nihai aşaması “ölümsüzlük arzusu.” Neredeyse dünyanın tüm zenginliklerinin sahibi olan az sayıda insan için burayı bırakıp gitmek herhalde hazmedilmesi zor bir durum yaratıyordur. Fakat şayet Kurtzweill haklıysa ve yakın gelecekte ölümsüzlüğü ya da ölümsüzlüğe yakın bir yaşam süresi sağlayacak bilimsel ilerleme gerçekleşirse insanlığın geri kalan büyük çoğunluğunun akibetinin gayet karanlık olacağını düşünmemek elde değil.
Herkesin ölümsüz olması; durumu eşitleyeceği için ve kısa bir süre zarfında cannibalizm vakaları görülebileceğinden, tamamen konu dışı. Ölümsüzlük arzusunun baş sebebi olan iktidar ve güç faktörlerinin devamı için bu konudaki gelişmelerin ve bilgilerin küçük bir azınlığın elinde kalması mecburiyeti var. Herkesin birden ölümsüz olabileceği bir dünya asla söz konusu değil, muhakkak kolaylıkla harcanabilir, ihtiyaç fazlası bir untermenş nüfusunun olması gerekiyor.
Gayet ileri bir uygarlık
Kurtzweill, ölümsüzlüğe varacak gelişmelerden söz ederken asla bunun nasıl bir dünya yaratacağı ihtimalinden bahsetmiyor, göründüğü kadarıyla kimse de ona bu ihtimalleri sormuyor. Ama ölümsüzlüğü mümkün kılacak bilimsel ilerlemeyi akıl eden ve bu konuda çalışma yapan zihniyet şayet başarılı olursa dünyanın nasıl bir yer olacağına dair hiç fikir sahibi değil midir? Bu ihtimal için de bir bilgisayar simülasyonu, gizli bir kasanın karanlık köşesinde kullanılacağı günü bekliyordur.
Dünyanın kaynaklarının aşırı üretim, aşırı tüketim ve sonsuz hırs sayesinde 14 milyar yıllık tarihinde ilk kez bu kadar azaldığı bir zaman diliminde, bir kısım insanın ölümsüz olma çabası içine girmesi bir yandan son derece trajik bir yandan da insanlığın geri kalanı ayağa kalkıp “ne oluyor” demediği sürece acayip derecede tehlikeli.
Ölümsüz olma arzusunun manalı bir istek, kabul edilebilir bir arzu haline getirilmesi için sanki Kurzweill’in nezdinde bir ideolojik plan devreye girmiş gibi görünüyor. Ortalama yaşam süresinin dünyanın bir yerinden bir yerine neredeyse yarı yarıya fark ettiği “gayet ileri bir uygarlık” içinde yaşıyoruz. Somali’de yaşayan bir insan için bir Kuzey Amerikalı zaten bir nevi ölümsüz. Başta bir deyişle onlar komple ölümsüz olunca biz de facto ölü sayılacağız gibi rahatsız bir fikirler geliyor insanın aklına.
| |
27.09.2009
| | |
| |
|
|
 |
 |
 |
 |
|
|
|