Barbaros Devecioğlu
İstanbul’da hafta içi gayet mütevazı hatta efendi denebilecek küçük çapta bir konser hadisesi gerçekleşti. Bir zamanlar Song Ohio grubunun en mühim ismi yine aynı içeriğe sahip, ağır ağır cereyan eden country şarkıları icra eden bir ekiple yine ağır ama bir yandan modern country olarak da adlandırılan şarkılar çaldılar. Biraz karamsar kara ütopyaları andıran bu şarkıların, söz itibarı ile ne anlattığını anlamamakla birlikte insan iyi kötü, iyimser olmayan, sıkıntılı bir ruh halinin gitarlardan cisimlenip yükseldiğini adeta görebiliyor. Öte yandan bu müzik tarzının Kuzey Amerika’daki temsilcileri notalar itibarıyla karamsar olmakla beraber, kendi memleketlerinin vahim durumunu anlatan şarkıları icra ediyorlar. İnternet sayesinde küçük grupların ve küçük bağımsız plak şirketlerinin on yıl öncesine göre çok daha fazla sayıda insana ulaşması, bu müziği çalan ekiplere göreceli bir popülerlik kazandırdı. Notalar karamsar ama bu grupların anlattığı öyküler karamsar değil. Durumu tarif ederken,“İyi de şimdi ne oluyor” diye soran şarkılar genellikle bu grupların icraatını oluşturuyor.
Öte yandan Songs Ohio ekibinin İstanbul konseri ise Kayıp Kıta Atlantis’i bulup ama bunu kimseye anlatamamış. Karanlık delhizlerde yıllarca dolandıktan kimsenin haberi olmadan oralarda toza karışan talihsiz bir kaşifin hikayesi gibi oldu. Bundan on yıl önce bu konser gerçekleşse ve bu konuda bir yazı yazılsa o zaman, Three Stigmata of Palmer Eldrich kitabının ana karakterinin bilmediği tamamen terra incognita vaziyet arzeden bir gezegende, tanımlanamayacak derecede garip yırtıcı alienlerdan kendini kurtarma çabası sırasında kısa aralıklarla, “Ben ne yapıyorum, ne oluyor” sorularının aklına takıldığı anları ve durumun aslen hakikatı mı yoksa mevcut hakikatlerden başka bir tanesini mi yansıttığı, benzetmesi gayet uygun. Ama zamanın linear gibi görünen fakat göründüğünden çok daha hızlı hareketi, hakikat olarak bildiklerimizin bu hakikatın inşa edilişinin uzun sürecine göre inanılmaz derecede hızla yokoluşu karşısında Palmer Eldrich benzetmesi az bilinen bir etkisizlik içinde kalıyor.
Merkezin, çevreye etkisi, “Difference Engine” kitabının içinde tasvir edilen cihazlardan bile daha fantastik makineler kullanarak; Song Ohio şarkılarını dinlediği esnada Atlantis’i bulan kâşif, kapıdan çıktığı anda bir an önce Atlantis’i bulduğunu bile hatırlamayacak. Hatta dışarıda yürürken “Sanki aklımda hatırlamak istediğim bir şey var ama bir türlü ne olduğunu bulamıyorum” diyerek adımlarını hızlandıracak. Aynı anda büyük şehrin sakinleri tarafından varlığı bilinmeyen devasa karanlık delhizlerinde dumanlar çıkararak çalışan difference engine benzeri makineler standart çizgilerden birinde sapma saptayıp onu da düzeltmek ve herşeyi önceden hesaplanmış çizgi itibarında çalışacak ve ilerletecek bir düzene koymak için gerekli ayarlamalar ve hesaplamaları yapmaya başladı bile çoktan. |