Barbaros Devecioğlu
Amerikan evangelistleri, Batı Avrupa ve Amerika’nın aşırı sağcı grupları, anti semitikler, neo Naziler (Bu liste tek tek sayılsa bir gazete sayfasını dolduracak derecede uzayıp gider, o yüzden burada kesmekte fayda var) ve benzeri teşkilatların internet sayesinde yaydıkları en önemli fikir; akla hayale gelmeyecek denli karmaşık ve ürkütücü komplo teorilerini ardı ardına dizmek oldu. 11 Eylül’den bu yana komplo teorilerinin sayısı, çeşitliliği ve akıl dışılıkları bir makine nizamı ile katlanarak arttı ve artmaya devam ediyor. Yerel çatışmaların mantar gibi çoğalması, karmaşık problemler içeren jeopolitik hesapların birbirini kesen yüzeyler yaratması, küresel sermayenin buldozer niteliğindeki yıkıcı etkisi ile birleşince bir zamanlar az sayıda insanın ürettiği ve “deli saçması” olarak nitelendirilen çeşit çeşit komplo teorileri şimdi sanki hakiki bir akıl ürünü gibi kıymet görüyor. İzah edilemeyen her durum için bir, hatta birden fazla (Bazen sayısız da olabilir) komplo teorisi mevcut. Öte yandan bir kısım komplo teorisinin en azından kısmen gerçeği yansıttığı konusunda bir konsensüs var. Mesela JFK’nin “yalnız tetikçi” tarafından öldürülmediği genel olarak kabul gören bir fikir. Ancak yine de asla elle tutulur kanıtlar veya belgeler olmadığı için bu durum hemen hemen herkes tarafından kabul görmesine rağmen hâlâ komplo kategorisinde yer alıyor.
Geleceğe dair belirsizlik
Bir zamanlar (Mesela soğuk savaş sırasında) komplo teorileri istikrarsızlık doğurduğu için sistem açısından istenmeyen ve rahatsızlık verici ögeler iken, günümüzde tam tersi bir işlev gördüğü durumlar mevcut. Belirli durumlarda komplo teorileri, dünyanın rahatsız bölgelerinde daha da büyük rahatsızlık yaratmak, korku ve belirsizlik atmosferi oluşturmak ve normal koşullarda kolayca meydana gelmeyecek radikal dönüşümler için bir tür zihinsel altyapı malzemesi gibi çalışıyor. Tek merkezden kontrol edilmesi neredeyse olanaksızlaşan devasa bilgi okyanusunun içinde, komplo teorileri; karanlık büyük planlar içeren ve görünmez eller tarafından tertiplenen bilinmez kötülük bulutları gibi hemen göze çarpıyor. Ve hemen ilgi çekiyor. Bu tip haber, bilgi ve makaleler, rahatsız toprakların gelecekle ilgili kötümser insanları tarafından sıcak ekmek misali kapış kapış kapışılıyor. İkinci savaş sonrası geniş kitleler tarafından uzun süre beklenen “öldürücü alien saldırıları” misali, belki de “Ne olacaksa olsa da kurtulsak, bu eziyet bitse” türü bir bıkkınlıkla, belki de hakikatleri idrak etmenin vereceği sıkıntı yüzünden ya da her iki nedenden ötürü aslen memleket topraklarına yabancı olan bu komplo teorisi hadisesi bir nevi aldı yürüdü.
Bir noktadan sonra neyin doğru neyin yanlış olduğunun bilinemediği ve tariflerin birbirine karıştığı ortamlarda zaten geleceğe dair belirsizliğin halihazırda estirdiği rüzgarları, komplo teorileri bir kat daha kuvvetlendiriyor. Ulaşılabilen bilginin miktarındakı artış, bilginin demokratikleşmesi, bir bilgisayarı ve internet bağlantısı olan herkesin fikrini (Teorik olarak da olsa) tüm dünyaya ulaştırabiliyor olmasının komplo teorisyenliğini bir nevi pratikleştirdi. Bu vaziyeti genel olarak son derece olumlu bir durumun küçük bir handikapı olarak değerlendirmek en doğrusu. Hakikatlerin bir insan ömrü içinde yüzeye vurması az rastlanan bir durum. Ne kadar ben sabırlıyım beklerim de deseniz görmeme ihtimaliniz (yani hakikatı) çok mümkün. Sabırsızca davranıp kestirme yollara sapmak ise (Bilinemeyen karanlık olayları çözmek ve onları anlamak uğruna) gayet çekici.
Belki de insan suyun kenarında yeterince uzun süre sabırla oturursa, büyük komplo teorilerinin en azından bir kısmının önünden geçişini seyredebilir. Kendimiz ve çocuklarımız için ne kadar sıkıntılı olursa olsun hakikat idrak etmek mecburiyetimiz var.
|