



|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Geleceğe yatırım |  |
Lapa lapa kar yağıyor. Soğuktan yanaklarım kızarmış, ağzımdan çıkan buharın sisinde yolumu zor buluyorum
Dr. Uygar Özesmi
Tahta kapıyı yumrukluyorum. Gıcırtıyla açılıyor. Yüzüme sıcak hava çarpıyor. Şöminede çıtırdayan odunların tatlı kokusunu soluyorum. Önünde yer açıyorlar, donmuş parmaklarımı ateşe doğru uzatıyorum. Biraz ısındıktan sonra sallanan sandalyeye gömülüyorum, elime tutuşturulan sıcak çayı yudumluyorum. Kafamı kaldırınca kütüklerden yapılmış bu evin bana ne kadar huzur verdiğini düşünüyorum. Doğal olanda huzur var. Taş ve tahta geleneksel olarak kullana geldiğimiz malzemeler; evimizi yaparken, mobilya yapımında ve hatta mürekkeple üstüne hikâyeler yazdığımız kağıdı üretirken. Doğal olanda huzur var ama o taş, ormanda açılmış ocaktan; ahşap doğal yaşlı ormanlardan geliyorsa, o zaman o huzurun içinde hüzün var. Tabii ahşabın hammaddesi ormanlara zarar vermeden biyolojik çeşitliliği koruyarak yapılan sürdürülebilir ormancılıktan sağlanıyorsa o zaman bir sorun yok. Ancak ne yazık ki, ülkemizde henüz sürdürülebilir orman ürünlerini sertifikalandırma sistemi yok, dolayısıyla kullandıklarımızın doğaya zarar vererek üretilip üretilmediğini bilmek pek mümkün değil. Kaldı ki zaten ormanlarımızın bize verdiği ahşap hammaddesi, talebi karşılamaya da yetmiyor. Doğal ormanları korumak için TEMA Vakfı’nın desteklediği seçeneklerden birisi endüstriyel kullanımlar için ağaç tarımı. Nasıl, doğadan topladığımız mantar, bitkisel çaylar, böğürtlen ve yabani yemişler bizi doyurmaya artık yetmiyorsa ve yiyecek üretimi için tarım yapıyorsak, aynı şekilde kullandığımız odun hammaddesi için de ağaç yetiştirmek mümkün. Üstelik ağaç tarımı ile erozyona maruz kalan alanlarda toprağı da koruyabiliriz. Unutmamak gerek ahşap yerine kullanılan alüminyum, plastik ve çelik gibi malzemeler sadece kıt kaynaklardan sağlanmakla kalmıyor, daha da önemlisi üretimlerinde çok fazla enerji kullanılıyor. Oysa ağaç güneşten enerjiyi topluyor ve iklim değişikliğine neden olan karbondioksiti bünyesinde topluyor. Kullandığımız her ahşap malzeme aynı zamanda bir karbondioksit deposu ve geleceğe yatırım.
Bizimle büyüyen ağaçlar Tarım arazileri dışında kalan ve doğallığını insan eliyle kaybetmiş alanlarda yapılacak ağaç tarımı ile su toplama havzaları korunabilir. Kökleri ile toprağı tutan ağaçlar aynı zamanda düşen yağmuru yavaşlatarak selleri önler ve suyun toprağa karışmasını sağlar. Ağaç tarımında akasya gibi toprağa azot bağlayan türler seçilirse fakirleşmiş topraklar zenginleşir ve çiçekleri önce arılara ziyafet sonra da bizim sofralarımıza tat olur. Henüz dikilen fidanlar büyürken aralarına ekilecek korunga gibi yem bitkileri fidanlar için uygun iklim sağlamanın yanında hayvancılık için de önemli bir katkı sağlar. Ağaç tarımı yöre halkı için bir geçim kaynağı ve geleceğe yatırım olabilir. Dünyada emeklilik fonları ve sigorta şirketleri uzun vadeli olsa da sonunda yüksek gelir getiren ağaç tarımına yatırım yapıyor, aynen dedelerimizin, babalarımızın biz doğunca adımıza ağaç dikmesi gibi. Bizimle büyüyen ağaçlar nasıl bizi üniversitede okuttuysa, gelecek için, doğal ormanlarımızın korunması, yaşanır bir iklim, bol su ve verimli topraklar için ağaç tarımı gerek.
| |
17.02.2008
| | |
| |
|
|
 |
 |
 |
 |
|
|
|