Alen’in Yeri... Aleni...
Reha Muhtar
“Alen, bu kız nasıl burada oturup yemek yiyor?.. Üzerinde sarı kazak, saçları sarıya boyalı... Tarzı, kıyafeti her şeyi Galatasaraylı... Bu kız burada yemek yerse biz kalkıp gideriz...” Beşiktaş yönetiminde sözcülük yaptığım, Beşiktaş TV’yi kurduğum günlerdi... Gazeteciliği ikinci plana atmış bir odaya yerleşip, sabah akşam kulüpte televizyon kurmaya, basın sözcülüğü yapmaya, Beşiktaş’ın bitmek tükenmek bilmeyen sorunlarıyla uğraşmaya adamıştım kendimi...
*** UEFA Kupasında şimdi ismini hatırlayamadığım bir takımla bir maçımız vardı... Kulüpteki işleri yoluna koyamadığımdan deplasman maçına gidememiştim... Beşiktaş’ın tribün lideri Alen ne zamandır çağırıyordu restoranına: “Abi bir gel, bizim burayı gör... Beraber Beşiktaş maçını da seyrederiz...” Alen dediğin on binlerce Beşiktaşlıyı tek bir hareketiyle ayağa kaldıran, tezahürat yaptıran İnönü Stadı’nın bütün tribünlerine liderlik yapan birisi... Ben o sırada yöneticiyim... Normal olarak o her zaman İnönü Stadı’nda, tribünlere liderlik yapıyor... Ben de karşı tribünde yöneticilik... Olsa olsa böyle bir deplasmanda, bir fırsat doğar da Alen’in yeri Aleni’de bir Beşiktaş maçını beraber seyreder, yemeklerini tadarız... Alen’i aradım: “Bu akşam maçı seyretmeye geleceğiz... Beşiktaş TV’den bir arkadaşımla beraber...” dedim...
*** Beşiktaş TV’de çalışan Esin Yum, benim televizyonda da yardımcılarımdan biriydi ve Beşiktaş TV’de profesyonel olarak çalışmaya başlamıştı... Kulüpten çıktık, maçın 10’uncu ya da 15’inci dakikasına zor bela yetişebildik... Alen’cik ocakbaşını seferber etmiş, kebaplar, mezeler çeşit çeşit, televizyonun karşısında bir masaya oturttular bizi... Dikkat ediyorum yandaki masada bir huzursuzluk bir kıpırdanma var... İki kız iki erkek oturuyorlar, bizim masa da hemen yanında... Devreyi zor ettik, bir de baktım kızlardan biri biraz somurtkan bir ifadeyle kalktı, erkeklerden birisiyle mekandan ayrıldı...
*** Ben pek anlamam böyle durumları, çok da oralı olmam... Ama Esin bir ara bana eğilip “Benden rahatsız oldular Reha Bey...” “Allah Allah senden niye rahatsız olsunlar...” diye cevap verdim ve sonra maçı izlemeye devam ettim... O masadaki hasta Beşiktaşlı kızlardan biri de bizim masaya geldi, maçtan sonra da devam eden sohbetle masası müthiş keyifli bir gece geçirdik... Çıktığımızda sordum Esin’e “Nereden çıkardın senden rahatsız olduklarını?..” diye... Meğer devre arasında masayı terk eden kız Alen’e alenen çıkışmış: “Reha Muhtar’ın yanındaki kız Beşiktaşlı değil, belli ki Galatasaraylı... Saçları sarı, üstündeki kazak sarı, giyimi, kuşamı, tarzı tipik Galatasaraylı... Sen değil miydin Beşiktaş maçlarında başka takımdan adam olmasın diyen... O oturursa biz gideriz...” Alen’cik iki arada bir derede cevap yetiştirmeye uğraşıyormuş ki...
*** O gece, delicesine fanatik bir masada, reklamcı bir Beşiktaşlı kızın da katıldığı inanılmaz sohbetler yapıldı... Kahkaha sesleri sofradan taştı, kalpleri güzelleştirdi... Alen, Ermeni kökenli bir Türk vatandaşı... Anadolu’nun Ermeni mutfağı demek, kebapların, mezelerin, topiklerin, sucukların, pastırmaların, etlerin muhteşem güzellikte servis edilmesi demek... Öyle bir yemekti yediğimiz Aleni’de... Ben dünyanın en gurme lokantalarında, en lüks sahillerinde, en otantik yemekleri yemeyi seven, o atmosferi soluyarak yaşadığını hisseden biriyim... Toscana lokantasında, Toscana şarabının ukalalığını yaparken, Capri adasında Caprese salatasını yerken, Nice’de Nisvuaz salatasını sipariş ederken, Milano’da muhteşem bir İtalyan antipasti tabağı isterken hep aynı şeyi düşünürüm... Hayat otantik olanla güzeldir... Otantiğin mükemmelliği, evrensel olanı yaratır... Beşiktaş maçları oynanırken sarı bluz giyenlerin, Galatasaraylı veya Fenerbahçeli görünenlerin “uğur olsun” diye dükkana alınmamasını isteyen, müşterilerin olduğu bir mekandı orası... Aslında orayı güzelleştiren, ilginçleştiren, değerlileştiren şey de bu ilginç otantizmiydi Aleni’nin... Barbaros Bulvarı’nda Sabah ATV binasının hemen yanı başından saptığınızda size söyleyecekler Aleni’nin nerede olduğunu...
*** Bir Beşiktaşlı sevgiliniz olursa onu oraya götürebilirsiniz... Ya da hayatı merak ediyorsanız... Fanatiğin ve otantiğin olduğu yerlerin müthiş cazibelerinin farkındaysanız, Kalamış Develi gibi Fenerbahçeli bir mekan, Aleni gibi fanatik Beşiktaşlı bir dükkan size heyecan verecektir... Önemli olan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray’ın ötesinde, bir atımlık bir heyecan, masadan yükselen bir kahkaha, keyifli hatırlanacak bir akşam değil mi?.. Ferzan Özpetek’in Serseri Mayınlar filmindeki muhteşem yemek ve dans sahnelerini hatırlar mısınız?.. Hani Sezen Aksu’nun “Kutlama” şarkısı patladığı o sahneleri?.. Kim bilir bir de bakarsınız ki o otantik ve fanatik mekanlarda bir Ferzan Özpetek gecesi yaşamaktasınız?.. “Caddelerinde kızlarla oğlanlar... Oynaşıyordur şimdi ah! hem de nasıl... Başlayan, biten tazelenen aşklar Başlıyor ömrümüzde yeni bir fasıl...” Hattat Halim sok. No:3/C Balmumcu -Beşiktaş Tel: 0212 275 7969 |